15 Kasım 2015 Pazar
13 Kasım 2015 Cuma
💻ÇOCUK VE İNTERNET KULLANIMI📱


İNTERNET VE ÇOCUK 📌
Yetişkinler için olduğu kadar çocuklar için de büyük
bir eğlence, iletişim ve eğitim kaynağı olan Internet'in
kullanımı ve erişimi son yıllarda ülkemizde hızla
yaygınlaşmaktadır. Internet, dünyayı keşfetme, öğrenme
açısından mükemmel bir ortamdır. Ancak, Internet
kullanımının çocuklar için yarattığı riskler de mutlaka akılda
tutulmalıdır. Yasal olmayan, şiddet ve cinsellik içeren
sitelere kolay erişim, tehlikeli insanlarla iletişim, oyunlara
aşırı bağımlılık başta gelen riskler arasındadır. Yapılan
araştırmalar birçok çocuğun Internet'te kandırıldığını ve
istismarla karşılaştığını göstermektedir.
Gelişme çağındaki çocuklar için internetin doğru
kullanılmaması sonucunda ise, dil gelişimlerinde ve sosyal
ilişkilerde zayıflama görülebilir. Okul çağındaki çocuklarda,
derslerde başarısızlık, depresyon, hareketsiz kalma
sonucunda boyun, sırt ve baş ağrıları, şiddet eğilimli agresif
davranışlar görülebilir.
İnternet kullanımının sayılan olumsuz
özelliklerine rağmen pek çok da olumlu etkisi
bulunmaktadır.
↪Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
✔ İnternet kullanımı bireylerin
yaratıcılıklarının geliştirilmesine katkı
sağlar.
✔ Eleştirel düşüncelerinin geliştirilmesinin bir
sonucu olarak toplumsal olaylara farklı
bakış açısıyla bakmayı öğrenebilirler.
✔ İnternet bireylerin hayal güçlerinin
geliştirilmesinde ve düşünce anlamında
daha üretken olmaları konusunda bireylere
yardımcı olmaktadır.
✔ Bireylerin karşılaştıkları sorunlara karşı
pratik çözümler geliştirebilmelerine
yardımcı olabilmektedir.
✔İnternet uygun ve belirli saatler içerisinde
kullanıldığı takdirde çocukların araştırırken
öğrenmelerini de sağlamaktadır.
Posted via Blogaway
12 Kasım 2015 Perşembe
TELEVİZYON VE ÇOCUK📺
TELEVİZYON NASIL DOĞRU KULLANILIR
✔Çocuğun televizyon karşısında geçirdiği süre günde en
fazla 1‐2 saati aşmamalıdır.
✔ Anne‐baba çocuğun televizyon izlemesi konusunda bir
plan yapmalıdır. Bu planda çocukla bir günde kaç saat,
bir haftada
kaç gün, hangi programları izleyeceği
konularında birlikte karar almalıdır.
✔ Televizyon planlanan programa uygun olarak açılmalı,
program bittğiinde kapatılarak, çocukla program
hakkında konuşulmalıdır. Bu yaklaşım çocuğun
izlediklerinden daha çok faydalanmasına yardımcı
olacakƨr.
✔ Anne‐baba televizyonu çocukla birlikte seyretmelidir.
✔Çocuğu bilinçli bir televizyon izleyicisi yapmak için,
programın içeriğiyile ilgili bazı temel bilgileri verip,
çocuğun sorduğu sorulara cevap vermelidir.
✔ Çocuğa izlediğinin yalnızca bir film, hikaye olduğu
anlatılmalıdır. Örneğin: Süpermen'in gerçekte
uçmadığı, rol gereği uçtuğu söylenmelidir.
✔Anne‐baba çocuğun televizyon seyredip,
seyretmemesine programın ya da çizgi filmin çocuğa
uygun olup, olmadığına kendileri karar vermelidir.
✔Çocuk için uygun olmayan programı neden izlememesi
gerektiği çocuğa açıklanmalıdır.
✔ Sürekli kanal değiştirmek küçük yaştaki çocuğun
konsantrasyonunu bozduğu için anne‐baba, çocuğun
sürekli kanal değiştirmemesine dikkat etmeli, kendileri
de bu davranışı yapmaktan kaçınmalıdır.
✔ Televizyon ortak seyredilebilecek bir odaya
konulmalıdır. Evdeki diğer odalara televizyon (özellikle
yatak odasına) konulmamasına dikkat edilmelidir.
✔Televizyon konulan odadaki eşyalar televizyonu
merkez yapmayacak şekilde düzenlenmelidir.
✔Çocuğa televizyon seyrettirilmesi
ƫveya
seyrettiril
ƫmemesi ödül ya da ceza olarak
kullanılmamalıdır.
✔ Anne ev işeriyle uğraşırken çocuğu televizyondan
başka uğraşlarla ilgilenmesi için yönlendirmelidir.
✔Anne‐baba çocuğun televizyon seyretmesi yerine,
arkadaşlarıyla bir araya gelmesi, oyun oynaması, resim
yapması, spor yapması, kitap okuması, şarkı söylemesi
gibi ev içi ve ev dışı aktiviteleri desteklemelidir. Çocuk bu
aktiviitelere yönlendiğinde övülmeli, taktir edilmelidir.
✔Anne‐baba televizyonu, çocuğun uslu durması,
ağlamaması için kullanmamalıdır.
✔ Anne‐baba çocuğun reklamlarda görüp, istediği ancak ona
uygun olmayan maddelerin neden alınamayacağını çocuğa
anlatmalıdır.
✔Anne‐baba çocuğa ne şekilde televizyon seyretmesi
gerektiği konusunda açıklama yapmalı, sürekli yüzüstü ya
da çok yakından izlemesinin sağlığa zararlı olacağını
anlatmalıdır.
✔ Anne‐baba televizyon seyretme konusunda fikir birliğiyle
hareket ederek, tutarlı olmalıdır.
✔ Anne‐baba televizyon seyretmek yerine kitap okuyarak,
müzik dinleyerek, spor yaparak bir hobi ile ilgilenerek,
çocuğa bu konuda iyi bir örnek olmalıdır.
📺TELEVİZYONUN
ÇOCUK ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ
✔Televizyon çocuğu şiddete yöneltebilir. Çocuk şiddeƟ günlük
yaşamının bir parçası olarak kabullenebilir. Problem çözmede
şiddeƟ çözüm yolu olarak kullanabilir.
✔Televizyon programlarının bir çoğunda konuşma dili sıkça
yanlış, argo ve yabancı kelimelere özenli kullanıldığı için, çocuğun
dil gelişimi olumsuz etkilenebilir.
✔Çocuk televizyonu tek başına izlediğinde, televizyonun
sunduğu her şeyi gerçekmiş gibi kabul edebilir.
✔ Televizyona soru soramadığı için bu durum çocuğun bir süre
sonra düşünmesini eleştirmesini engelleyebilir
✔Çocuğun aşırı televizyon izlemesi, kitap okuma, spor yapma,
müzik dinleme resim yapma, arkadaşları ile oyun oynama gibi
olumlu faaliyetlerden, hatta
Ʃ yemek yemekten bile alıkoyabilir.
✔Çocuğun televizyon karşısında uzun süre kalması,
hareketsizleşmesi sonucunda
şişmanlamasına ve sürekli yorgunluk
hissetmesine neden olabilir.
✔ Uzun süre yere yüzü koyun yatıp,
dirseklerini yere dayayarak kıpırdamadan
televizyon seyreden çocuk, eklem
rahatsızlıklarına yakalanabilir.
✔ Tüketme ve para harcamaya özendiren
reklamlar, çocuğun reklamda gördüğü yiyecekleri,
oyuncakları istemesine neden olabilir. Bu istekler
aileye ekonomik açıdan zarar verebilir.
Çocuklara ödül ya da ayrıcalık olarak televizyon
seyretmeyi vaat etmeyin. Daha ilginç ödüller bulabilirsiniz. En
iyi ödül, ona yakınlık göstermeniz ya da onunla birlikte
geçirebileceğiniz bir meşguliyet önermenizdir.
Televizyonu bir “çocuk bakıcısı” gibi kullanmayın.
Yapabileceğiniz en kötü şey budur. Ayak alƨndan uzak olsun,
sesi çıkmasın, ağlamasın diye çocuğunuzu televizyonun
karşısına koymayın. Çocuğunuzun televizyon seyretme
davranışının da sorumlusu sizsiniz.
Kendinize ve çocuklara TV seyretme saatleri
belirlemenizi, televizyonu evin bir köşesinde devamlı açık
bulundurmamanızı ve izlediğiniz programlarda çocuğunuzun
eğilimi ve ahlaki gelişimi için seçici olmanızı öneririz.
Çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminde önemli
bir etkiye sahip olan televizyonun denetimli olarak
seyretti
ƫrilmesinin olumlu, gelişi güzel seyretti
ƫrilmesinin ise
olumsuz etkileri vardır. Özellikle anne‐baba televizyon
seyretme konusunda çocuğa iyi bir model olmalıdır. Anne‐
baba sürekli televizyon izleme yerine, çocukla ilgilenir,
ona sevgisini gösterirse, çocukla aralarındaki bağın
güçlenmesini sağlayacaktır.
Televizyon konusunda da çocuğunuzun sizi örnek
aldığını unutmayın!!
11 Kasım 2015 Çarşamba
MEDYA VE ÇOCUK🎬📺📰📚
Çocuklar medyada tüketim nesnesi olarak temsil edilmekte, teşhir edilmekte, damgalanmakta ya da dışlanmaktadır. Ulusal yasalarca daha erken yaşta ergin sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her birey çocuk sayılır. Ergin yaşı kavramı, hem ülkeler arasında hem de belirli bir ülkedeki hukuksal, siyasal, toplumsal ve diğer kurallara göre değişiklik göstermektedir.
20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi, 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, taraf devletleri kendi hukuksal düzenlemelerini Çocuk Hakları Sözleşmesinde yer alan konulara uygun düzenlemeye ve uygulamaya şekil vermekle sorumlu tutmuştur.
Çağdaş toplumların çocuk paradigması, üç temel ilkeyi benimser: Birincisi; her doğan çocuğun hayata iyi bir başlangıç yapması. İkincisi; nitelikli eğitim alması. Üçüncüsü ise; her çocuğun yeteneği doğrultusunda potansiyellerinin geliştirilmesi, sosyalleştirilmesidir (http://www.sosyalhizmetuzmani.org/cocukhaklarishu.htm (10.08.2007).
Küreselleşme ve bunun medya üzerinden yansımaları olarak, değişen ve dönüşen ilişkiler nedeniyle aile yapısının, sosyal yapının bozulması en fazla yetişmekte olan çocukları olumsuz etkilemektedir. Örneğin artan ihtiyaçlar ve annenin de çalışıyor olması, çiftlerin boşanmaları ve çocukların ebeveynlerini kaybetmeleri benzeri nedenlerle çocuğun toplumsallaşmasında temel olan aile ortamından mahrum kalması medya üzerinden toplumsallaşmasına neden olmaktadır. Medyanın yapısı düşünüldüğünde bunun çocuk için istenilen sonucu getirmeyeceği ortadadır. “Çocukluğun Yokoluşu” adlı eserinde Neil Postman (1995: 13), Amerika’da oniki, onüç yaşlarındaki kız çocuklarının yüksek ücretli modeller arasında yer aldığını ve bu kızların tüm görsel iletişim araçlarındaki reklamlarda, bilmiş ve cinsel çekiciliğe sahip yetişkinlerin kılığında giysiler içinde gayet rahat erotik bir hava içinde halka sunulduğunu belirtmiştir. Yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi çocuk, medyada temsil edilirken, sıradan biri ise, suçlu ya da mağdur olarak gösterilmekte ya da reklamlarda arzu nesnesi olarak hedonist bir anlayışla sunulmaktadır. Her iki durumda da medya, çocuğu hedef haline getirmektedir. Diğer insanların ona nasıl baktıkları, nasıl davrandıkları ruhunun yaralanmasına, benliğinin zarar görmesine neden olmaktadır. Zarar gören bir insanın tepkisi ise, ya kendine bir şekilde zarar vermek ya da kendis9ini damgalayan, dışlayan, suçlayan, toplumun fertlerine zarar vermek biçiminde dışavurmaktadır. Toplumun dışına atılan ve toplum tarafından sıradışı olarak kabul edilen biri, bir süre sonra topluma zarar veren biri olarak karşımıza çıkabilir. Bu nedenle çocukları damgalamak, dışlamak, suçlamak yerine onları anlamak, kazanmak ve eğitmek ülkenin geleceği açısından çok önemlidir.